Bu Memleket Bizim

Bu Memleket Bizim

"Biraz Memleket, Biraz Eğitim, Biraz Biz" "Dörtnala gelip Uzak Asya'dan Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim. Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

Bu Memleket Bizim
Bu Memleket Bizim
"Biraz Memleket, Biraz Eğitim, Biraz Biz" "Dörtnala gelip Uzak Asya'dan Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim. Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benzeyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim. Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu, bu davet bizim... Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim..." Nazım Hikmet Körsün bilirim. Seversin de ayrıştırmayı. Şu üstteki dizelerin sahibini tanıyorsan bile kafanda bin tane laf birikti okur okumaz, onu da bilirim. Ne diyor, neden diyor diye düşünmezsin bile. Senden olmayanın bir doğru sözü de olmaz değil mi? Öyle öğrettiler sana... Çünkü yarışmayı öğrettiler sana sadece, düşünmeyi değil. En yakın arkadaşın bile rakibin oldu, doğdun, büyüdün ve belki de öleceksin sebebini bilmediğin bir yarışın içinde. Daha ilk okuldaydın, komşunun çocuğuyla kıyasladılar. Onun matematiği iyiydi. Karnesi pek iyiydi. Evlerinin duvarında takler diziliydi. - Oysa sen çok iyi resim yapardın, resim derslerine boş ders muamelesi yapılıp, onlarda matematik dersine katılmasaydı. - Ya da sesin çok güzeldi ama flüt çalmayı öğrenmek dışında bir şey öğrenemedin müzik derslerinde. Zira o dersi de fen bilgisi hocası veriyordu. - Ayakların pek bir maharetliydi, çok iyi futbol oynayacaktın ama matematik, fen bilgisi vb. derslerden arta kalan zamanlarda işleyebildiğin Beden Eğitimi derslerinde de "resmi geçişlerde nasıl yürünür" onu öğrettiler sana, daha on yaşında. Çok lazımmış gibi... Kimse eline bir kitap verip okutmadı değil mi? Bunu oku da düşün diye. Verdilerse de daha yüksek not almak içindi hepsi. Anlayasın diye değildi değil mi? Ezberlettiler de ezberlettiler. O sınavdan bu sınava, çocukluğunun, gençliğinin en güzel günleri, harap oldu. Günlerin gecelerin, belki de kazandığın bölümde hiç bir işine yaramayacak bilgilerle dolduruldu. Kimse gerçek kabiliyetini merak etmedi, nasıl mutlu olacağını sormadı değil mi? Kendini öyle bir telaşın içinde buldun ki, uyandığında iş işten geçmişti değil mi? Ortak hikayeler, bunlar. Çoğumuzun içinden geçtiği, çoğumuzun içinde tıkanıp kaldığı, kiminin daha yeni başladığı... Ekonomik gerekçeler, daha iyi bir yaşam kalitesi, statüler için bizi yarış atı gibi koşturan bir sistem, ona adapte olmuş aileler. Arada yitip giden çocukluklar kabiliyetler. Oysa hepsinden öte bir kaybımız var. Hırslarımızın, haklı çıkmak için giriştiğimiz kavgaların bu rekabetin bizden alıp götürdüğü bir şeyler var... Bizim artık empatimiz yok. Bizim, durup bir dakika karşımızdaki ne diyor diye düşünmeye vaktimiz, onu anlamak gibi bir kaygımız yok... Çünkü herkesin biraz haklı olabileceğini, kendi penceresinde bambaşka bir dünya büyüttüğünü öğretmediler bize. Bizim maalesef artık bizim gibi düşünmeyenlere tahammülümüz dahi yok. Oysa şairin de dediği gibi, "bu memleket bizim"... Bu çocuklar, uçup giden yetenekler bizim. Evet diyen, hayır diyen, Denize girerken mayo giyen, haşama giyen Kafasını örten, örtmeyen, Oyunu ona veren, buna veren... Bizim gibi düşünen, düşünmeyen bu insanlar bizim... "Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim..." Selim Seven
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
27 28 Ağustos Günlük Burç Yorumları Oku Astroloji Yorumları
27 28 Ağustos Günlük Burç Yorumları Oku Astroloji Yorumları
ÖSYM Ek Yerleştirme Nasıl Yapılır? İşte Son Tarih
ÖSYM Ek Yerleştirme Nasıl Yapılır? İşte Son Tarih